Öne Çıkanlar florya bebek bakıcısı haber alınamıyor havalimanı satıldı diyanet işleri bakanlığı galatasaray başkanlık

Bu haber kez okundu.

Mustafa Şentop: Yasama dokunulmazlığı tezkere sayısı 1359
Meclis, 2,5 aylık tatilin ardından yarın itibariyle yasama çalışmalarına yeniden başlayacak. Bugün ise 27. Dönem 4. Yasama Yılı değerlendirme toplantısı gerçekleşti. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, parlamento muhabirleriyle TBMM Tören Salonu'nda bir araya gelerek önemli açıklamalarda bulundu. Meclis'in 3. Yasama Yılı'nda çalışmalarını koronavirüs salgını etkisi altında gerçekleştirdiğini hatırlatan Mustafa Şentop, 4. Yasama Yılı'nda da salgının olumsuz etkilerinin devam ettiğini, ancak Meclis'in, 2021'de de çok yoğun bir yasama yılını geride bıraktığını söyledi. Geride kalan yasama yılına ilişkin yasama, denetim ve temsil faaliyetleriyle ilgili bazı istatistiki verileri paylaşan Şentop, TBMM Genel Kurulu'nda 4. Yasama Yılı'nda 105 birleşim ve 488 oturum gerçekleştirildiğini, 801 saat 33 dakika çalışma yapıldığını ve 33 bin 953 sayfa tutanak tutulduğunu bildirdi. Mustafa Şentop: Yasama dokunulmazlığı tezkere sayısı 1359 #1 Şentop, 27. Dönem 4. Yasama Yılı'nda 33'ü uluslararası anlaşmaların onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin olmak üzere TBMM Başkanlığı'na sunulan 771 kanun teklifinden 682'sinin komisyonlara gönderildiğini, 3 kanun teklifinin ise iade edildiğini belirtti. Şentop, kanun tekliflerinden 86'sının işlemlerinin, TBMM'nin tatilde olduğu süre içinde komisyonlara havale işlemi gerçekleştirilemediği için halen devam ettiğini bildirdi. 4. Yasama Yılı'nda, 55'i uluslararası anlaşmaların onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin olmak üzere, önceki yasama yıllarında sunulanlarla birlikte 81 teklifin kanunlaştığını aktaran Şentop, "Bugün itibarıyla 3 bin 484 kanun teklifi ihtisas komisyonlarının, 67 kanun teklifi ise Genel Kurul'un gündeminde bulunuyor. Yine bu yasama yılında çeşitli konularda 45 TBMM kararı alındı." diye konuştu. Mustafa Şentop: Yasama dokunulmazlığı tezkere sayısı 1359 Şentop, geride kalan yasama yılında, kanunlaşan teklifler arasında, kamuoyunun yakından takip ettiği, hayvanların korunması konusunda önemli tedbirler içeren, bu kapsamda hayvanlara yönelik bazı eylemleri suç olarak düzenleyen Hayvanları Koruma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun, çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla Türkiye Çevre Ajansı'nın Kurulmasına İlişkin Kanun ile kendisinin de ilk imza sahibi olduğu, ayrıca yasalaşmasına öncülük ettiği 2021 yılının İstiklal Marşı Yılı olarak kabul edilmesini sağlayan kanunun da yer aldığını hatırlattı. Meclis'in, zaman zaman ulusal ve uluslararası önemli konular hakkında duruşunu ve iradesini yansıtabilmek için TBMM'de grubu bulunan partilerin, ortak bildiri ve deklarasyonlar ilan ettiğini veya Meclis kararları alındığını anlatan Şentop, TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin, uluslararası alanda Türkiye'nin menfaatleri söz konusu olduğunda, iç siyasetteki anlaşmazlık noktalarını bir kenara bırakarak bu ortak deklarasyonların yayımında ve kararların kabulünde bir araya gelebilmelerini çok kıymetli bulduğunu vurguladı. Yasama dokunulmazlığı tezkerelerine değinen Şentop, 27. Dönem 4.Yasama Yılı'nda TBMM Başkanlığına 349 yasama dokunulmazlığı tezkeresi geldiğini bildirdi. Şentop, 5 tezkerenin, kesin hüküm giyme sebebiyle milletvekilliğinin sona ermesi, 1 tezkerenin, yasama dokunulmazlığının kaldırılması, 3 tezkerenin, istem üzerine Cumhurbaşkanlığına iade edildiğini, 1 tezkerenin işlemlerinin ise TBMM'nin tatilde olduğu süre içerisinde İçtüzük gereği Karma Komisyon'a havale işlemi yapılamadığı için halen devam ettiğini aktardı. Bir milletvekilinin suç işlediği iddiasıyla dokunulmazlığının kaldırılması istendiğinde ne yapılması gerektiğinin, TBMM İçtüzüğü ile sıkı kurallara bağlandığına işaret eden Şentop, dokunulmazlığın kaldırılıp kaldırılmamasında yetki sahibinin öncelikle Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon, ardından da TBMM Genel Kurulu olduğunu anımsattı. Şentop, bu konuda TBMM Başkanlığının görevinin, İçtüzüğün 131. maddesine göre, "dokunulmazlığın kaldırılması istemini Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon'a havale etmekten" ibaret olduğunu belirterek, "Bu kapsamda 27. Yasama Dönemi'nin başlangıcından bugüne kadar TBMM Başkanlığına gelip Karma Komisyona havale edilen, dolayısıyla 4. Yasama Yılı sonu itibarıyla Karma Komisyon'da bulunan toplam tezkere sayısı 1359'a ulaşmıştır." ifadesini kullandı. Mustafa Şentop: Yasama dokunulmazlığı tezkere sayısı 1359 #2 Şentop, Meclis'in yasama dışında çok önemli bir diğer fonksiyonunun denetim olduğuna işaret ederek, 27. Dönem 4. Yasama Yılı'nda denetim faaliyetleri kapsamında, milletvekillerince 18 bin 75 yazılı soru önergesi verildiğini hatırlattı. Zaman zaman milletvekillerinden ve siyasi parti gruplarından, Cumhurbaşkanı Yardımcılığına ve bakanlıklara gönderilen soru önergelerine süresi içinde ve yeterli cevap verilmediğine ilişkin eleştirilere ise Şentop, şöyle yanıt verdi: "Soru önergelerinin toplam cevaplandırılma oranına yasama dönemleri itibarıyla bakacak olursak, çok kısa süren 25. Yasama Dönemi'ni hariç tuttuğumuzda, parlamenter sistemde geçirilen son iki dönemden 24. Yasama Dönemi'nde yazılı soru önergelerinin toplam cevaplandırılma oranı yüzde 60,3, 26. Dönem'de de yüzde 45,4 olarak gerçekleşmişken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin geçerli olduğu 27. Dönem'de bu oranın yüzde 63,5 olduğunu görmekteyiz. Bu verilere dayanarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde milletvekillerinin yazılı soru önergelerinin cevaplandırılmadığı ve yeni sistemde TBMM'nin denetim fonksiyonunun gerilediğine yönelik eleştirilere katılmadığımı ifade etmek isterim. Bununla birlikte her ne kadar önceki yasama dönemlerine göre daha iyi durumda olsak da elbette ideal olan, milletvekillerimizin yönelttiği soru önergelerinin istisnasız tamamının, süresi içerisinde cevaplandırılmasıdır." Şentop, 4. Yasama Yılı'nda TBMM Başkanlığına, 1574 Meclis araştırması önergesi verildiğini, kabul edilen Meclis araştırması önergesi sayısının 101'e ulaştığını anımsattı. Şentop, son yasama yılında 26 genel görüşme önergesi verildiğini, bunlardan 1'inin mükerrer olması nedeniyle işleme konulmadığını, işleme alınan 25 genel görüşme önergesinden 23'ünün Genel Kurul gündeminde, 2'sinin işlemde olduğunu aktardı. TBMM Başkanlığı'na yazılı soru önergelerine ilişkin eleştiriler yöneltildiğini belirten Şentop, "İçtüzük hükümlerini katı bir şekilde uygulasak, bu konuda ben bir müsamaha göstermesem; Başkanlığa verilen soru önergelerinin maalesef büyük çoğunluğunun milletvekillerine iade edilmesi gerekir. Oysa iade oranlarına baktığımızda 4. Yasama Yılı'nda, işleme alınan 52 bin 797 yazılı soru önergesinin yüzde 1,89'unun (1000'inin), 4 bin 984 Meclis araştırması ve genel görüşme önergesinin yüzde 2,54'ünün (127'sinin), mevzuat hükümlerine uygunluk incelemesi neticesinde sahiplerine iade edildiğini görmekteyiz. 27. Yasama Dönemi'nin tamamında geçerli olan yazılı soru önergelerinin iade oranı yüzde 1,89 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu oran önceki yasama dönemlerine kıyaslandığında son derece düşüktür." dedi. Şentop, Meclis'in üyesi olduğu 12 parlamenter asamble ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu ile yürütülen parlamenter diplomasi faaliyetlerine ek olarak, bu yasama yılında Mısır ve Libya dostluk gruplarının kurulmasıyla dostluk grubu kurulan ülke sayısının 146'ya ulaştığını ve Türkiye'nin etkinlik coğrafyasının daha da genişletildiğini dile getirdi. TBMM Başkanı olarak parlamenter diplomasi faaliyetleri kapsamında bu dönemde bir dizi dış ilişkiler faaliyetinde bulunduğunu anlatan Şentop, "6 ülkeye resmi ziyaret gerçekleştirdik. Öncelikle yasama yılının başında ekimde, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için yürüttüğü mücadele devam ederken milletvekillerimizden oluşan bir heyetle Azerbaycan'ı ziyaret ettik. 4. Yasama Yılı'nda, Kuzey Makedonya'ya, Arnavutluk'a, Kuveyt'e, İspanya ve Kazakistan'a resmi ziyaretler gerçekleştirdik." diye konuştu. Erken seçime yönelik çağrıların anımsatılması üzerine Şentop, şu değerlendirmelerde bulundu: "Yeni hükümet sisteminin tartışıldığı sıralarda, hükümet sistemi değişikliğinin en önemli gerekçelerinden birisi Türkiye'de hükümetlerin çok kısa ömürlü oluşuydu. 1961'den 2002'ye kadar Türkiye'de ortalama hükümet ömrü 1,5 yıl civarında. Başkanlık sistemine, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişin gerekçelerinden birisi de istikrarlı hükümetler. İstikrarlı hükümetler nedir? Kolay, çabuk kurulabilen ve uzun ömürlü olan hükümetler. Dolayısıyla bu sistemin mantığında seçim dönemlerinin mümkün olduğu kadar sabit kalması vardır ve farklı ülkelerde, başkanlık sistemlerinde bütünüyle de sabittir. ABD'de, erken seçim diye bir şey yoktur. 200 yıldan fazla bir zamandır seçim aynı gün yapılır. Mustafa Şentop: Yasama dokunulmazlığı tezkere sayısı 1359 #3 Biz de öncekinden farklı olarak, bu yeni sistemde erken seçimle ilgili bir karar alma imkanı prensip olarak getirilmiş olmakla beraber bunun mümkün olduğu kadar zorlaştırıldığını ifade etmek isterim. Biraz erken seçim konuşmaları bence Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öncesi parlamenter sistem alışkanlıklarıdır. Ona bağlıdır. O zaman kolaydı. Meclis'te herhangi bir nitelikli karar yeter sayısı aranmıyordu. Yeni sistemde parlamentonun seçim kararı alması zorlaştırılmıştır. 5'te 3'le ancak seçim kararı parlamento alıyor bir de cumhurbaşkanı seçim kararı alabiliyor. Cumhurbaşkanının yeniden aday olmaması durumunda belki seçim kararı alması izah edilebilir ama yeniden aday olması söz konusuysa cumhurbaşkanının, o zaman önündeki süreyi kısaltmasının siyaseten, hukuken çok anlamlı olmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla hem hukuken hem siyaset yeni hükümet sisteminde erken seçimle ilgili düzenlemeler önceki hükümet sistemi dönemine göre oldukça farklı. O bakımdan bir güncelleme yapmamız lazım siyasette. Erken seçim olmasın diye getirilen bir hükümet sistemi var şu anda Türkiye'de." Bir gazetecinin, "Sayın Cumhurbaşkanı yeniden aday olabilir mi?" sorusuna Şentop, "Şüphesiz. Onunla ilgili hiçbir tereddüt yok." yanıtını verdi. "Önceki sistemin cumhurbaşkanıyla, bu yeni sistemin cumhurbaşkanı kavram olarak sadece adaş. İsim benzerliği var." diyen Şentop, kavramın içeriği, kapsamı, yetkileri bakımından tamamen farklı olduğunu dile getirdi. Şentop, sözlerini şöyle tamamladı: "Burada iki tane Ahmet diye arkadaşımız olsa Ahmet diye ikisini aynı kişi saymayız. Aynen onun gibi. Önceki parlamenter sistemdeki cumhurbaşkanı dediğimizde kastettiğimiz cumhurbaşkanı, sadece sembolik bazı yetkilere sahip bir cumhurbaşkanıydı. Önceki sembolik yetkilere sahip cumhurbaşkanı için tanınan seçilme hakkını oradan alıp yeni sistemde çok farklı yetkilere ve kapsama sahip olan cumhurbaşkanlığı kavramı için burada devam ettirmek mümkün değil. O farklı bir cumhurbaşkanı, bu farklı bir cumhurbaşkanı. Adı mesela cumhurbaşkanı değil de başkan olsaydı zaten böyle bir tartışma olmayacaktı. Bu sadece isim benzerliğinden kaynaklanan bir tartışma. İçeriklere bakmak lazım. Sadece isimler, kelimeler üzerinden değil o kelimelerin içeriklerini mukayese etmek lazım değerlendirirken. Öyle bir tereddüt yok hukuken. Hiçbir tartışma bence içerikli bir tartışma değildir."

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol