sakarya escort sakarya escort sakarya escort bayan sakarya escort bayan serdivan escort kayseri escort webmaster forum
Öne Çıkanlar Samsung Galaxy S8 plus fiyatlari nevşin mengü Galatasaray ile Fenerbahçe Halit Kurt: Fatih Terim de dövüyor Kahtalı Mıçe kimdir

Bu haber kez okundu.

İletişim Başkanlığı’ndan HaberTürk’e tepki
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, partilileriyle internet üzerinden yaptığı bayramlaşma anına ilişkin videonun yayınlanmasının ardından "O görüntüyü yayına kim verdi" başlıklı yazısında "rezalet" olarak nitelendiren HaberTürk yazarı Fatih Altaylı, görüntülerin Cumhurbaşkanlığı'nca daha önce çekildiğini ileri sürdü ve bu görüntünün servis edilmesinin açık bir zafiyet göstergesi olduğunu savundu. Altaylı, “Açık biçimde, çok yakınında birilerinin Cumhurbaşkanı’nı zor duruma düşürmek istediğine, zayıf göstermeye çalıştığına işaret eder.” ifadelerini kullandı. Ancak Altaylı, yazısının yayınlanmasından saatler sonra yeni bir yazı kaleme aldı ve AA Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan’ın kendisini aradığını, videonun bant kaydı olmadığını, kanalların Cumhurbaşkanlığı’nın paylaştığı frekanstan görüntüyü alabildiğini söylediğini aktardı. Altaylı, “İletişim Başkanlığı’ndan HaberTürk’e verilen bilgiye göre ise yayın canlı olarak Marmaris’ten yapıldığı için böyle bir olay meydana gelmiş” diye yazdı. AA Genel yayın Yönetmeni Özhan da Twitter hesabından bir mesaj paylaşarak “Dün saat 14.00’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti teşkilatlarıyla video konferans yoluyla yaptığı bayramlaşma programı, Anadolu Ajansı tarafından da, tüm medya kuruluşları ile eş zamanlı şekilde aynı canlı yayın frekansından yararlanılarak abonelere servis edilmiştir." dedi. Altaylı’nın yazısına, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan sert tepki geldi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Yalan haber, karalama ve dezenformasyon ile mücadelemiz sürüyor. HaberTürk, karalama, dezenformasyon ve yalan haberden bir türlü vazgeçmiyor. Halkımızın doğru haber alma hakkını, genel olarak medyamızın itibarını garanti altına almak için çalışacağız. HaberTürk’ü kınıyoruz.” diye yazdı. Bunun üzerine HaberTürk TV programcısı Mehmet Akif Ersoy, Twitter hesabından Fahrettin Altun'a cevap verdi. HaberTürk’ün doğrudan hedef alındığını öne süren Ersoy, Fatih Altaylı'nın yazısına ilişkin gerekli düzeltmeyi yaptığını belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanının bir haftadır çok yoğun bir programı vardı. Bu yoğun programından sonra gayet tabiidir insan olarak yorulmuş olabilir. Bayram tebriğini banttan da yayınlayabilirsiniz. Bant kaydı çekebilirsiniz. Sayın Cumhurbaşkanı yorgunken, neden canlı yayınladığı da soru işareti. Ortada bir hata bile varsa, diyelim ki HaberTürk yazarı yanlış bildiği bir şeyi paylaştı, onu düzelttiniz. Cumhurbaşkanının prestiji Türkiye’nin prestijidir. Onu korumak herkesin vazifesidir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanını o yorgunlukla medya karşısına, canlı yayına çıkartmak bir kazadır, bir hatadır bence. Onu da geçiyorum. uluslararası Türkiye’nin itibarı açısından da bir sorundur. Bunu şapkamızı önümüze alıp düşünmemiz gerekirken, çıkıp da bir yazarının yazdığı yazı üzerine HaberTürk’ü bu şekilde itham etmenin haksızlık olduğunu düşünüyorum. Sayın Fahrettin Altun’un bu paylaşımını ben de kınıyorum.” dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Daire Başkanı Gökhan Yücel de sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, HaberTürk'te Fatih Altaylı imzasıyla, en temel gazetecilik ilkelerinden vazgeçilen bir yazı kaleme alındığını, sonrasında sunucu Mehmet Akif Ersoy'un sosyal medyada yayınladığı bir videoda Altaylı'nın ve HaberTürk'ün hatasını tekrar ederek aynı çizgide ısrar ettiğinin görüldüğünü söyledi. Kınamanın hedef göstermek olmadığını aktaran Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu ve benzeri durumlarda yanlış olduğunu, doğru olmadığını bildiğimiz ve kanunlarla sabit yetkilerimizde, milletimize açıklamakla sorumlu olduğumuz her durumda gerekli kınama, düzeltme ve açıklamaları yapmaktan çekinmedik, bugün de aynısını yapıyoruz. Yalana gereken cevap verilmezse, ona karşı susulursa, sessiz kalınırsa, yalan büyür, palazlanır ve cesaretlenir. Buna medya etiği ve devlet ciddiyeti açısından müsaade edilemez. Şunu açıklıkla ifade etmek isteriz, söz konusu yazıda, Fatih Altaylı'nın yazısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın video konferans yöntemiyle gerçekleştirdiği bayramlaşma programının canlı yayını esnasındaki insani bir durum üzerinden hiçbir şekilde kabul edilemez bir yalan senaryo uyduruldu." Yücel, HaberTürk yönetiminden Kenan Tekdağ ve Fatih Altaylı ile yapılan görüşmelere rağmen, kişisel veya kurumsal bir özür dilenmediğine işaret ederek kurumsal kültürü, medya ilkeleri ve etiğini doğrudan ilgilendiren böyle hayati bir konuda Tekdağ ile Altaylı'nın kendi aralarında iletişimden yoksun olduğunu savundu. Bahsi geçen programın canlı yayınlanacağını, HaberTürk dahil bütün televizyon kanalları ve haber ajanslarının önceden bildiğine dikkati çeken Yücel, şöyle konuştu: "Yanı başındaki çalışma arkadaşlarına sorsa öğrenebileceği bir gerçeğe rağmen, Fatih Altaylı tarafından gün içinde bilahare yayınlanan ek yazı da algı operasyonunun devamı niteliğindedir. Şunun cevabını duymak istiyoruz, onun için böyle bir açıklama yapıyoruz. 'Canlı yayını bant çekip servis ettiler' diye Türkiye'nin en güzide iki kurumunu töhmet altında bırakmak, olayın doğrusu kendilerine devlet adabıyla anlatılmasına rağmen hata yaptıklarını kamuoyuna açıklayamamak, kabul etmemek ve sözde düzeltme yazısında yeni manipülasyonlara tevessül etmek, nasıl adlandırılabilir?" Yücel, medya etiği, medya temel ilkeleri ve devlet ciddiyetinin mevzubahis olduğu böyle bir durumda, bunun, dünyanın her yerinde dezenformasyon, yalan haber, hatada ısrar, manipülasyon olduğunu belirterek, "Algı, dezenformasyon, yalana eğer kaynağında, o anda mücadele edilmezse çok daha ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Bunun örneklerini tarih bizlere çok kereler göstermiştir. Yakın tarihimiz daha da bu örneklerle doludur. Bugün en bariz şekilde, net bir örneğiyle karşı karşıya kaldığımız dezenformasyonun, hatta yalan haberin medya etiği açısından özürsüz, devlet ciddiyeti açısından ise cevapsız kalmasına müsaade edemeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın yayına yorgun çıkartılması gibi bir 'emrivaki' söz konusu dahi olamaz. Devlet ve bürokrasi terbiyemizde, tüm programları, Sayın Cumhurbaşkanımızın tensiplerine muhtaçtır." değerlendirmesinde bulundu. Basit bir araştırmayla teyit edilebilecek bir tezviratı, "sözde köşe yazısı" diye yayımlamayı, her şeyden önce HaberTürk'ün ve Fatih Altaylı'nın kendi okuyucularına yaptığı saygısızlık olarak nitelendiren Yücel, gerçek ortaya konmasına rağmen özür dileme erdeminin gösterilmemesinin de hatayı ikiye katladığını, hatta ortada basit bir hata olmadığını, yayın kuruluşunun ve yazarın hatada ısrarının, kasıtlı niyetin bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Yücel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile devlet kurumlarına yönelik "itibar suikastının" bir veçhesi olarak görülebilecek bu yayıncılık anlayışının esas niyetinin, millet tarafından açıkça görüldüğünü ifade ederek, şunları kaydetti: "Bu yalan haberciliğin, hakkaniyet sahibi herkes tarafından ayıplanacağına, kınanacağına inanıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği 'yalan terörü'nün medyadaki bir örneği sayılabilecek bu yayın dolayısıyla HaberTürk'ü kınıyor, bir an evvel kendilerinden özür bekliyoruz. Yalan haber, dezenformasyon ve karalamayla yapılmaya çalışılan algı operasyonları, manipülasyonlar, tüm bunlarla mücadelemizi bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sürdüreceğiz." Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Medya Koordinatörü Mücahid Eker de Fatih Altaylı tarafından kaleme alınan yazı hakkında, Ciner Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ ile dün öğle saatlerinde bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini, görüşmede Fatih Altaylı'nın yazısındaki iddiaların hiçbir gerçekliği olmadığını belirterek, meselenin hakikatini anlattığını ifade etti. Eker, görüşmeye ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Fatih Altaylı'nın bant olduğunu iddia ettiği yayının canlı olarak gerçekleştiğini, bu programın canlı yayın frekans bilgilerinin HaberTürk muhabirlerinin de bulunduğu Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bilgilendirme grubu üzerinden bütün medyaya duyurulduğunu, kendi muhabirlerine bile sorulsa kolaylıkla teyit edilebilecek bu gerçeğe rağmen Altaylı'nın yazısının -bir canlı yayın sırasında olağan görülebilecek bir anlık insani durumdan hareketle- hayali bir senaryo ve mesnetsiz değerlendirmeler içerdiğini ifade ettim. Zaten Altaylı'nın da yazısında 'Bu bir canlı yayın olsa anlarım.' dediğine dikkati çektim. AA ve TRT ile birlikte dolaylı olarak İletişim Başkanlığımızı da zan altında bırakan ve kamuoyunu yanlış yönlendiren yazı nedeniyle kurumsal olarak düzeltme ve özür beklentimizi de ilettim." Tekdağ'ın ise "canlı yayınlarda bu tür anlık insani ve teknik durumların tabi olduğunu" kabul ettiğini, Fatih Altaylı ve yayın ekibiyle konuyu görüşeceğini söylediğini aktaran Eker, şöyle devam etti: "Fakat daha sonra Fatih Altaylı imzasıyla çıkan yazıda da söz konusu hata düzeltilmedi. Aksine Fatih Altaylı, kendisinin AA Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan'la yaptığı görüşme ve benim Sayın Tekdağ'la yaptığım görüşmeyi birbiriyle çelişen açıklamalar gibi yansıtmayı tercih etti. Fatih Altaylı'nın bu ısrarlı ve açık seçik çarpıtmayı HaberTürk çatısı altında yapması nedeniyle, sorumlu yayıncılık ilkeleri gereği HaberTürk'ün kurumsal olarak da özür dilemesi gerektirdiğini düşünüyorum. Yalan bu kadar ucuz ve kolay olmamalı. Medyada yalanın bir ideolojik ve politik silah olarak kullanılmasının önüne geçmek adına hakikat için çalışmayı sürdüreceğiz."

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

http://www.onayhaber.com/xpanel/?file=ayar#ckeditor_tema