Yalnız bizde değil, bütün dünya ülkelerinin edebiyatlarında yakın zamana kadar göze çarpan eğilim, klasik ifadeden ve tabii olandan uzaklaşma çabasıdır. Postmodern anlayışla birlikte modernizmin umursamadığı eski ve geleneksel konu ve motiflere –süsleyici unsur olarak da olsa- yöneliş başladı. Umberto Eco’nun Gülün Adı romanıyla birlikte tarihe yöneliş görüldü ve Ortaçağ Hıristiyan manastırlarında Rönesans’ı hazırlayan değerlerin nasıl oluştuğu konusuna dikkat edilmeye başlandı. Benzeri tarihi roman denemeleri bizde de yazılıyor artık. Fakat Yahya Kemal’le Tanpınar’ın geleneksel değerlerle gül teması üzerinde yoğunlaşan şiirleri ise, bunlardan çok önceleri yayınlanmıştır. Sezai Karakoç’un modern şiir tekniğiyle geleneksel değerleri ve yeniden diriliş ilhamının unsurlarını bir arada dile getirdiği Gül Muştusu adlı büyük şiirinin yayınlanışı bile postmodern modasından çok öncelere dayanır.